Sağlıklı Yaşam

Devamlı bakımlı ayaklar için

Ağustos 29, 2010

ayak12 150x150 Devamlı bakımlı ayaklar için

Unutmayın ki, biz kadınlar hemcinslerimizi kolay kolay beğenmez ve her ne kadar şık ve bakımlı olsada, saç telinden, ayaklarına kadar bakıp bir kusur aramaktayızdır Sevgili arkadaşlar. İşte bundan ötürü, sizlere Meleklermekani.com olarak, şık ve bakımlı kadın puanınızı düşürmesin diye ayaklarınızın her daim bakımlı olmasını öneriyor ve bu konuda bilgilere bu yazımız sayesinde sahip olacaksınız.

Ayaklarınızın hep bakımlı olması için yapmanız gerekenler ;

Açık Ayakkabı

Yaz mevsiminde sıklıkla açık ayakkabıları tercih ederiz. Görüntüsüyle beğeni toplayan açık ayakkabılar; yolda yürürken ayak parmaklarınızın tozlanmasına ve bakımsız görünmesine neden olabilir.

Her zaman temiz ve bakımlı görünen ayaklara sahip olmak için çantanızda ıslak mendil ya da küçük bir kutuda vazelin taşıyın. Ayaklarınız tozlandığında ya da görüntüsü sizi rahatsız ettiğinde ayaklarınızı kolayca temizleyebilir, kendinize olan güveninizi tamamlayabilirsiniz.

Tırnak Kırılması

Vitamin eksikliği, kalitesiz oje kullanmak ya da çeşitli tırnak hastalıklarına bağlı olarak tırnaklarınız uçlarından ya da kenarlarından kırılabilir. Kırılan tırnaklar dokunduğunuz her yere sürtünüp psikolojik olarak rahatsız ederken, görüntünüzde olumsuz bir etkiye neden olur.

Tırnak kırılmasını temelden çözmek için mantar gibi tırnak hastalıkları ya da vitamin eksikliği gibi sorunlar için doktorunuzla görüşüp medikal tedavi uygulayabilirsiniz.

Kozmetik ürünlerden kaynaklanan tırnak kırılması yaşıyorsanız; tırnaklarınızı güçlendirmek ve yeniden canlanmasını sağlamak için bitkisel uygulamalar tercih edebilirsiniz. Tırnaklarınızın daha çabuk uzaması ve daha dayanıklı olması için çam terebentin esansı kullanabilirsiniz. Haftada bir kez tırnaklarınızda oje yokken kulak temizleme çubuğu yardımıyla tırnaklarınıza ve diplerine çam terebentin esansını masaj yaparak yedirin. Yaklaşık 15 dakika bekleyip ılık su ve sabunla ellerinizle yıkayın. Cilt türünüze uygun yoğun nemlendirme içeren krem sürün.

Haberin Devamı »

Oruç tutan arkadaşlarımıza özel sağlık bilgileri

Ağustos 27, 2010

oruc 150x150 Oruç tutan arkadaşlarımıza özel sağlık bilgileri

Bende sizin gibi oruç tutmaya çalışıyorum ve tutuyorumda. Allah kabul etsin diyiyor ve benim gibi oruç tutan arkadaşlarımıza özel olarakdan bir takım sağlık önerilerinde bulunacağız bu yazımızda. Bu yazımız ile beraber oruç sizin sağlınıza etki etmeyecek diyebiliriz..

Bu yıl Ramazan aynının Ağustos sıcakları ve uzun günlere denk gelmesi, oruç tutan kişilerin çok dikkatli olmasını gerektiriyor. Sahur ve iftarda alınan besinler, oruç tutulan saatlerde kişinin sağlık durumunu, motivasyonunu ve günlük performansını etkiliyor. Gün boyu çalışma durumunda olan kişilerin bulundukları ortam, çalışma şekli, giydikleri kıyafet ve uyku düzeni oruç tutma sürecini kolaylaştıran ya da zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor. Bu tür etkenlerle devam eden oruç günlerinde sağlıklı kalabilmek oldukça zor gibi gözükse de, aslında kişinin dikkat edeceği birkaç nokta ile sağlığını koruma altında tutması mümkün görünüyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, ağustos sıcaklarıyla birleşen oruç günlerinde dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgi verdi.

Uzun Ramazan günleri metabolizmayı olumsuz etkiliyor
Yaz sıcaklıklarının iyice hissedilmeye başlandığı bu günlerde sıcaklıkların etkisi ile oruç tutmak elbette bu süreci iki kat daha zorlaşır. Sıcakların etkisi ile oruç tutan kişiler sağlık açısından bazı olumsuzluklar yaşayabilmektedir. Uzun süren açlık süreçleri sağlıklı kişide ciddi bir sağlık problemi oluşturmasa da kişinin metabolizmasını olumsuz etkileyebilir. Örneğin uzun süren açlık süreçleri sonucunda sağlıklı bir kişinin metabolizmasında bile oluşabilecek durumları şöyle sıralayabiliriz:

* Kandaki trigliseridler artar,
* Kan şekeri düşer,
* Dikkat azalır,
* Kan basıncı düşer ya da yükselir,
* Atletik performans azalır
* Halsizlik olur,
* İş verimi azalır.

Ramazan’da öğle uykusu kan şekerinin düşmesini engeller
Oruç tutulan günlerde kişilerde gün içerisinde “uyuma isteği” oluşması da doğaldır. Açlığın hissiyle kan şekeri düştüğünden kişide uyuklama halleri yaşanabilmektedir. Kan şekerinin düşmesi ile kişide halsizlik, hatta sinirlilik görülebilir. Kan şekerinin düşmesini engelleyebilmek için sahurda lifli gıdalara yer verilmesi bir önlem olabilir. Kan şekerinin düşmesinin engellenmesi ile gün içerisinde uyuklama hallerinin de önüne geçilmiş olunacaktır. Sahur ve iftarda tükettiği Ağır, yağlı, acılı ve baharatlı yemekler de uykusunu kaçırabileceğinden dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Mümkünse kısa sürelerle vücudunuzu ve zihninizi kısa öğle uykusuyla dinlendirmek gerekir.

Haberin Devamı »

Süt kanser riskini çok az oranlara düşürür

Ağustos 16, 2010

Süt kanser 150x150 Süt kanser riskini çok az oranlara düşürür
Sütün besin değerinin çok yüseksek olduğunu neredeyse hepimiz biliriz. Peki süt ile kanser riskini azaltabileceğinizi de biliyormuydunuz ? Bilmeyen arkadaşlarımız için bu yazımızda önemli bilgilere yer verdik. Hadi beraber göz atalım yazıımıza..

Özel Mediva Hastanesi Diyetisyeni Merve Arlı, dengeli beslenmede süt ve süt ürünlerin tüketiminin önemli rol oynadığını söyledi. Arlı, “Bu ürünler aynı zamanda kanser riskini de azaltmaktadır.” dedi.

Merve Arlı, özellikle çocukluk, gebelik ve yaşlılık dönemlerinde süt ve süt ürünü tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

İnsan sağlığının yaşam boyu korunması için yeterli ve dengeli beslenmede, bu ürünlerin mutlaka tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Arlı, açıkta satılan sütlere karşıda uyarılarda bulundu.

Açık sütlerde ki vitamin değerlerinin çok düşük olduğuna dikkat çeken Özel Mediva Hastanesi Diyetisyeni Merve Arlı, sağlık açısından kapalı ve uzun ömürlü sütlerin kullanılması gerektiğini kaydetti.

Süt ve süt ürünlerinin insan sağlığına ciddi faydalarının olduğuna dikkati çeken Özel Mediva Hastanesi Diyetisyeni Merve Arlı, sütte bulunan konjuge linoleik asitin, vücutta ki yağ miktarını azalttığı, diyabette ki artmış insülin direncini azalttığı, göğüs, mide, kolon, deri ve prostat kanserlerine karşı koruyucu etki gösterdiği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, kan yağlarını azaltıcı etki gösterdiği, damar sertliğine karşı koruyucu olduğu, metabolizma hızını artırdığı, kemik oluşumunu ve kas kitlesini artırdığını hatırlattı.

Arlı, “Maksimum kemik yoğunluğu 25–35 yaşları arasında oluşurken, ilerleyen yaşlarda kalsiyum alımı artsa da kemik yoğunluğu artmamaktadır. Besin öğesi içeriği açısından dengeli olan süt ve süt ürünleri hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde elzemdir.” dedi.

Çocukların süt içmeye teşvik edilmesi için gerekirse aromalı sütlerin alınabileceğini aktaran Arlı, “Aromalı sütlerin içerikleri normal sütlerle aynı olmasına karşın enerjisi normal sütlere göre fazladır. Alınan fazla enerjiyi harcamak için çocuklar daha fazla aktivite yapmaya yönlendirilmeli, televizyon başında geçirdikleri zamanın günde 2 saati aşmaması sağlanmalıdır.” dedi.Özel Mediva Hastanesi Diyetisyeni Merve Arlı, dengeli beslenmede süt ve süt ürünlerin tüketiminin önemli rol oynadığını söyledi. Arlı, “Bu ürünler aynı zamanda kanser riskini de azaltmaktadır.” dedi.

Merve Arlı, özellikle çocukluk, gebelik ve yaşlılık dönemlerinde süt ve süt ürünü tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

İnsan sağlığının yaşam boyu korunması için yeterli ve dengeli beslenmede, bu ürünlerin mutlaka tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Arlı, açıkta satılan sütlere karşıda uyarılarda bulundu.

Açık sütlerde ki vitamin değerlerinin çok düşük olduğuna dikkat çeken Özel Mediva Hastanesi Diyetisyeni Merve Arlı, sağlık açısından kapalı ve uzun ömürlü sütlerin kullanılması gerektiğini kaydetti.

Haberin Devamı »

Zayıflama Ürünleri Toplanıyor

Ağustos 10, 2010

Genç bir kadının ölümü ile son zamanlarda sürekli haberlerde gördüğümüz zayıflama ürünleri, Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Zayıflama ilaçlarının da aralarında bulunduğu bitkisel ürünlerle ilgili yeni bir yönetmelik hazırlanacak.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ internet üzerinden yapılan bitkisel zayıflama ürünlerinin satışını denetlemekte zorlandıklarını belirterek vatandaşları doktor onayı dışında ilaç kullanmama konusunda uyardı.
Bakan Akdağ, il merkezlerindeki tüm hastanelerin başhekim ve hastane yöneticilerinin katıldığı ”Teşhis ilişkili gruplar-TİG” toplantısı girişinde zayıflama ilaçlarıyla ilgili soruları yanıtladı.

VATANDAŞ UYANIK OLSUN
Akdağ, ”Bitkisel ilaçlarla ilgili yeni bir yönetmelik yayınlayacağız. Uzun süredir konunun uzmanlarıyla bunu çalıştık” dedi. İnternet yoluyla yapılan satışların kontrolünün zorluğuna işaret eden Akdağ, şunları kaydetti:
”İnternet yoluyla yapılan satışların kontrolü gerçekten çok güç. Dolayısıyla vatandaşımızın da uyanık olması lazım. Bunun en kestirmesi şudur. Vatandaşlarımız, kendi doktorlarının tavsiyesi olmadan asla ilaç adı altında ya da bitkisel madde adı altında hiçbir maddeyi kullanmasınlar. Çünkü gerçekten zararlı sonuçları olabiliyor. Biz meseleyi yakından takip ediyoruz. Bir çok ilaç toplatıldı. Bir çok ilacın ruhsatı takip edildi.

Ancak iş özellikle internet satışları itibariyle gerçekten zor. Yani internetten vatandaş sipariş ettiriyor, getirtiyor ve kullanıyor. Kendileri için, çocukları için kullanıyor. Gençlerimize sesleniyorum. Bu hususta asla ve asla doktorlarına danışmadan hiçbir maddeyi almasınlar.”

Genç bir kadının ölümü sonrası gündeme gelen zayıflama ilaçlarıyla ilgili Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Zayıflama ilaçlarının da aralarında bulunduğu bitkisel ürünlerle ilgili yeni bir yönetmelik hazırlanacak.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ internet üzerinden yapılan bitkisel zayıflama ürünlerinin satışını denetlemekte zorlandıklarını belirterek vatandaşları doktor onayı dışında ilaç kullanmama konusunda uyardı.
Bakan Akdağ, il merkezlerindeki tüm hastanelerin başhekim ve hastane yöneticilerinin katıldığı ”Teşhis ilişkili gruplar-TİG” toplantısı girişinde zayıflama ilaçlarıyla ilgili soruları yanıtladı.

Haberin Devamı »

Ramazan ayında kilo almamamk için altın öneriler

Ağustos 9, 2010

7694 Ramazan ayında kilo almamamk için altın öneriler

Ramazan’ın, yazın en sıcak günlerine denk gelmesi, iftar mönülerinde ve yeme alışkanlıklarında değişikliklere neden oluyor. Bilinçli beslenme ve hafif tariflerle Ramazan’da da kilonuzu rahatlıkla kontrol altında tutabilirsiniz.
Ramazan ayında oruç tutanların beslenme alışkanlıklarında önemli değişiklikler oluyor. Bu sene Ramazan’ın Ağustos ayına denk gelmesiyle açlık süresi de uzun yaz günleriyle birlikte uzuyor. Bu nedenle oruç tutmanın uzun süren açlık, öğün düzeninde değişiklik, besin seçimindeki farklılıklar nedeniyle beslenmede önemli bir yeri bulunuyor. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, orucun, kişinin beslenme durumunu, vücut ağırlığını ve kan biyokimyasını önemli ölçüde etkilediğini belirtiyor.

KİLO ALIMINA DİKKAT!
Oruç ile birlikte uzun süre yaklaşık 12 saat süren açlık, metabolizmanın az enerji harcamasına, vücut hareketlerinin yavaşlamasına ve bazal metabolizma hızının düşmesine neden olmaktadır. Açlıkla beraber oruç açılma süresine kadar mide asit düzeylerinde artış, Ramazan boyunca vücut suyunda azalma, yemek saatlerinde oluşan değişiklik nedeniyle iştahta azalma da görülebilmektedir. Oruç tutan kişilerde tansiyon yüksekliği, yorgunluk, unutkanlık, dikkatsizlik, çalışmama isteği, durgunluk, sindirim güçlüğü, uykuya meyil, sinirlilik ve baş ağrısı da görülebilen önemli sorunlar olarak göze çarpmaktadır.

Son olarak, en çok dikkat çeken konu olan kilodaki değişikliklere baktığımızda, vücut ağırlığında önemli bir artış olduğu bildirilirken, bazı çalışmalarda ise Ramazan boyunca vücut ağırlığında değişme olmadığını hatta azaldığı da görülmüştür. Tüm bu etkileri en aza indirmek ve Ramazan ayında daha bilinçli ve sağlıklı beslenmek için, bazı yeme alışkanlıklarında değişiklik yapmamızı öneren Selahattin Dönmez, bu aylarda Türk toplumunda, nüfusun yüzde 25′inde kilo alımının söz konusu olduğunu belirtiyor.

Haberin Devamı »

THY ŞİŞMANLARA 6 AY İZİN VERDİ

Ağustos 6, 2010

Türk Hava Yolları (THY) aşırı kilolu olduğu gerekçesiyle TASSA Başkanı İzzet Levi dahil olmak üzere toplam 30 kabin memurunu görevden uzaklaştırdı.

Kabin memurları kilo verene kadar 6 aylık ücretsiz izne çıkarıldı.Bu süre içinde kilolarını vermeleri halinde kabin görevlileri işlerine geri dönecek aksi halde kabin görevlilerinin işine son verilecek.

Aşırı kiloları nedeniyle görevden uzaklaştırılan 30 kişi arasında yer alan TASSA(Havayolları Kabin Memurları Derneği)Başkanı İzzet Levi, DHA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Haberin Devamı »

Kabızlığa karşı tedavi yöntemleri

Temmuz 30, 2010

kabizlik2 150x150 Kabızlığa karşı tedavi yöntemleri

Kabızlık hastalığına genel olarak hepimiz mutlaka bir defa bile olsa yakalanmışızdır. Peki hiç merak ettiniz mi bu kabızlık hastalığı nedir nasıl olur ?  Neden oluyor yada ben bu hastalıktan nasıl kurtulabilirim diye? Eğer merak ediyorsanız sizler için araştırdık ve kabızlık hastalığı ile alakalı bilgilere bu yazımızda sahip olacaksınız Sevgili Arkadaşlar..

Kabızlık Hastalığı ?

Büyük şehir insanının en büyük sorunlarından biri de beslenme alışkanlığı ve hareketsizlikten kaynaklanan kabızlık. Kabızlığı önlemenin en etkin yolu ise posalı yiyecekler tüketmek, bol su içmek ve spor yapmak.

Günde üç kez ile haftada üç kez arasında düzenli dışkılamak olağandır. Dışkılama sıklığı çok önemli değildir. Çünkü sağlıklı insanlarda bağırsak hareketleri farklı aralarla tekrarlar. Haftada üçten az dışkılamak, ıkınarak parça parça, az miktarda kuru dışkı çıkarmak kabızlık olarak tanımlanır. Kabızlığın yararlı bir tanımı hastanın normal düzeninden daha az sıklıkta, sert dışkı çıkarmasıdır. Besinlerin ince bağırsakta sindirilmeyen kısmı kalın bağırsakta bir süre kalır. Yavaş yavaş kalın bağırsağın son kısmı olan makata taşınır ve bu sırada suyu alınarak dışkı kıvamına gelir. Dışkı makata ulaşınca dışkılama duygusu oluşur. Eğer dışkı makata ulaşmaz ve yukarı bölümlerde kalırsa günler geçmesine rağmen birey dışkılama gereksinimi duymaz. Yaş ilerledikçe kabızlık görülmesi de artar. Çünkü yaşlandıkça tüm kaslarda olduğu gibi bağırsak kasları da zayıflar. Kasların zayıflaması bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya ve yetersizliğe neden olur. Böylece kalın bağırsaktaki sindirilemeyen yiyecek artıklarının alt kısma itilmesi uzun zaman alır, dışkı kurur ve kabızlık oluşur.

NEDENLER
Kabızlığın en sık görülen nedeni çok az su ve lif (posa) içeren beslenmedir. Fazla alkol ve kafeinli içecekler kabızlığa neden olurlar. Bağırsak hareketlerinde azalmaya yol açan diğer faktörler hareket azlığı ve uzun süre yatakta kalmadır. Tiroid hastalıkları ve depresyon gibi ağır hastalıklar da kabızlığa neden olabilir. Kalın bağırsağın daralması, tıkanması, tümörleri ve divertikülit hastalığıyla da kabızlık görülür. Alzheimer, parkinson, omurilik zedelenmesi, felç gibi sinir sistemi hastalıklarında kabızlık oluşur. Alınan ilaçların birçoğu da kabızlığa yol açabilir. Örneğin an-histaminik’ler, depresyon ilaçları, adale gevşetici ilaçlar, sakinleştiriciler, bazı tansiyon ilaçları, aliminyumlu mide ilaçları, demir hapları, ek kalsiyum almak ve daha birçok ilaç kabızlığa yol açar. Arada bir olan kabızlık zararsızdır ve yaygındır. Ancak bazen temelde yatan esas hastalığa bağlı olabilir. Eğer kısa zamandır şiddetli kabızlıktan şikayet ediyorsanız ya da kabızlık iki haftadan uzun süre devam ediyorsa hekime başvurmalısınız. Özellikle kabızlığın ilk olarak 50 yaşından sonra başladığı ya da dışkıda kan olduğu durumlarda doktorun olayı aydınlığa kavuşturması zorunludur. Yaşlılarda bağırsak kasılmalarının yetersizliği sonucu ortaya çıkar. Fonksiyonel kabızlık bile ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Dışkılamak için çok ıkınma kalp ve beyin dolaşım bozukluğuna yol açıp bayılma, kalpte ritim bozukluğu, hatta geçici felçlere neden olabilir. Aşırı ıkınma hemoroid (basur) memelerinin oluşmasına neden olur. Öte yandan hemoroid ya da anüs mukozasında olan fissur (çatlak) dışkılama sırasında ağrı yaptığından dışkılamadan kaçınmaya ve böylece kabızlığa yol açar. İleri yaşlarda fonksiyonel bağırsak tembelliğinin yanısıra, kabızlık yapıcı ilaçlar alan hastalarda dışkılama hissi tamamen kaybolur. Böylece kalın bağırsağın son kısmında biriken ve sertleşen dışkı, bağırsak çeperine baskı yapıp ülserlere, kanamalara ve prostata baskı yaparak idrar zorluğuna neden olur.

Haberin Devamı »

Bebeklerde su kaybı şok sebebi

Temmuz 28, 2010

bebek9 150x150 Bebeklerde su kaybı şok sebebi

Bebeklerde aşırı su kaybı ile beraberinde şok yaşanabilir. Prof. Dr. Metin KILINÇ, bu konu hakkında bilgilerini bizlerle paylaşıyor.

Prof. Dr. Metin Kılınç, bebeklerde su kaybının huzursuzluk, iştahsızlık, sürekli ağlama, aşırı durumlarda ise şoka neden olabildiğini söyledi. Özellikle yaz dönemlerinde terlemeyle birlikte bebeklerin ve çocukların su kaybettiğini belirten Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç, ebeveynlerin bu gerçeği göz ardı etmemelerini isteyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

AĞLAR VE UYUR

”Bebeklerde su kaybı huzursuzluk, iştahsızlık, sürekli ağlama ve aşırı durumlarda ise şoka neden olabilir. Huzursuzlukla başlayan belirtiler bebeğin su dengesinin korunmaması halinde yemek yememeyi ve sürekli ağlamayı beraberinde getirir. Sonrasında ise bebek sürekli uyuma eğilimindedir. Aşırı su kaybı yaşayan bebek bu durumun sonucu olarak şoka girebilir.”

ÇARPINTI VE BAYILMA OLUR

Kılınç, dışarıda hava kaç derece olursa olsun vücut iç sıcaklığının 36.5-37 derece olduğuna dikkati çekti. Aşırı sıcakta güneş altında uzun süre kalındığında terleme metabolizmasının bozulduğunu ve vücut iç ısısının arttığını belirten Kılınç, şunları anlattı: ”İç ısı yükselip terleme metabolizması bozulunca ani iç ısı yükselmesiyle çocuk şoka girebiliyor. Yüz kızarması, bayılma, çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Çok sıcak havalarda çocukların sabah saatlerinde saat 10.00′a kadar, akşam ise saat 17.00′den sonra dışarı çıkarılması uygundur.

BİLİNCİ KAPALIYSA

Sıcak çarpması yaşayan çocuk serin bir yere götürülmeli. Su içmesi sağlanmalı, ılık bir duş yaptırılmalı. Eğer çocuğun bilinci kapalıysa sağlık ekibi çağrılmalı.” Aşırı sıcaklarda çocuklarda burun kanamasının da sıkça görüldüğünü hatırlatan Kılınç, bu kanamaların aşırı sıcağın etkisiyle burun içindeki mukozanın çatlamasından kaynaklandığını söyledi. Önlem olarak burun içine nemlendirici burun kremleri uygulanabileceğini belirten Kılınç, ”Burnu kanayan çocukların yatırılmaması çok önemli. Böyle bir durumda kan genize doğru gider ve çocuğun boğulmasına neden olabilir. Bunun yerine çocuk öne doğru eğilmeli ve buruna tampon uygulanmalı. Burun kanamasının durmaması halinde ise mutlaka çocuk doktora götürülmeli” dedi.

Kulak çınlaması nedir ?

Temmuz 27, 2010

Kulak çınlaması 150x150 Kulak çınlaması nedir ?

İnsanlar ve halkımızca  ”biri benden bahsediyor galiba” diye düşündüğümüz kulak çınlamasının asıl nedenini bu yazımızda bilgi sahibi olacağız Sevgili idealdiyet.com Kullanıcılarımız..

Kulağımız çınladığında ´´herhalde birisi beni anıyor´´ diye düşünürüz. Oysa kulak çınlaması aslında bir hastalık habercisi olabilir.
Her 5 kişiden birinin yaşadığı kulak çınlaması ve uğultusu zamanında tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Ankara Numune Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Operatör Dr. Celil Göçer, kulak zarındaki delinme, kulak kiri, orta kulakta oluşan kireçlenme gibi pek çok hastalığın kulak çınlamasına sebep olabileceğini söylüyor.

TEK TARAFLI ÇINLAMA
Tek taraflı kulak çınlaması iç kulaktaki işitme sinirinden kaynaklanan iyi huylu tümörlerden dolayı olabilir. Özellikle içine kapanık, çekingen kişilerde daha sık görülen kulak çınlaması, sadece kulak kaynaklı olmayabiliyor. Kişinin psikolojik durumu, depresyon, uyku düzensizliği, kolestrol, damar tıkanıklığı, boyunda kireçlenme gibi pek çok etken kulak çınlamasına neden olabilir. Dr. Celil Göçer, ´Sinüslerin, kulak, burun, boğazın birbirine yakınlığı nedeniyle birindeki hastalık diğerini de etkileyebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarından nezle, grip, sinüzit, bademcik iltihabından sonra mikroorganizmaların orta kulağa geçmesi sonucunda orta kulakta iltihap oluşabiliyor. Orta kulakta kızarıklık, orta kulak boşluğuna sıvı birikmesi, sıvının zamanla koyulaşması, sıvı miktarının artması durumlarında bu sıvı miktarı belli bir noktadan sonra zara basınç yaparak zarın dayanıklılık seviyesinin üstüne çıktığında bu basınç zarda delik meydana getiriyor´diyor.
Kulağa kaçırılan suyun orta kulak iltihabına neden olduğu yönündeki genel inanış ise yanlış. Göçer, ´´Kulağa su kaçmasının eğer kulak zarı delikse etkisi olur, kulak zarı sağlam olan insanlarda, kulağa su kaçmasının mahsuru yoktur. Bu durum orta kulak iltihabına neden olmaz. Dış kulak yolu kör bir yoldur, su girer zardan geri döner´ diyor.

KIŞIN DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
Kulak beyne yakın bir organ olduğu ve hassas yapılar içerdiği için bu bölgedeki tedavi edilmeyen enfeksiyonlar ciddi risk oluşturuyor. Enfeksiyonlar kalıcı olduğu zaman iç kulakta, beyin ile kulak arasındaki ince kemik yapı zarar görerek kulaktaki iltihap beyne geçebilir. Bu durum, işitme kaybı, menenjit, beyin apsesi gibi ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verebileceği gibi enfeksiyon kulağın içinden geçen yüz sinirlerine ulaştığında yüz sinirlerinin kanalını eriterek yüz felcine de neden olabilir. Kulak enfeksiyonlarının kış aylarında daha sık görüldüğünü anlatan Göçer, ´´Kışın enfeksiyonlara karşı direnci artıran C vitamini gibi doğal besinlere ağırlık verilmeli, ortamın sıcaklık ve nem seviyesi iyi ayarlanmalı, sigara içilen ortamlardan uzak durulmalı ve hasta insanlarla yakın temasta bulunulmamalıdır´diyor.

Oruç tutamayan hastalıklar

Temmuz 27, 2010

Oru%C3%A7 150x150 Oruç tutamayan hastalıklar

11 ayın sultanı geldi geliyor, sofralarda bereketin yanı sıra içimizi bir çoşku sarıyor adeta. Dileriz ki ALLAH, herkesin tuttuğu oruçları kabul eder ve büyük sevaplar kazanırız. Bazı hastaların Ramazan ayı süresince dikkat etmesi gereken püf noktalrını belirtiyorlar. İşte şimdi sebepleri ve sonuçları ile hastalıklar ile oruç arasındaki ilişkiyi hep beraber öğrenelim derim..

Kalp-damar hastalarının beslenme düzeni sağlıkları açısından önem taşır. Normal yaşantıda kalp hastası olanların besin gruplarını ve besin seçimlerini özenle gerçekleştirmeleri ve günlük kolesterol alımlarını bilinçli bir şekilde takip etmeleri gerekir. Kalp-damar hastalarının sağlığını bozan bir diğer faktörde vücut ağırlığıdır. Kalp hastalarının yaşam kalitelerini arttırmaları için kilo yönetiminde uzun süreli başarı sağlamaları gerekir.

Kalp hastalarında seçilen besin tipi ve günlük tüketilen besin öğesi kadar önemli olan bir diğer konuda öğün saatleridir. Kalp hastalığı olan kişilerin az ve sık beslenmesi gerekir. Günde 4–6 öğün olacak şekilde ve öğün atlamadan beslenmek bu hastaların sağlık durumu üzerinde olumlu değişiklikler yaratır. Öğün aralarının 2-3 saat olarak ayarlanması da önem taşır.

Bu şekilde ayarlanan öğün saatleri karaciğerde sentezlenen kolesterol miktarını azaltır. Karaciğerde sentezlenen kolesterol miktarının azalması, kanda dolaşan serbest kolesterolün miktarını da azaltacağından ötürü sağlık durumunun kritik boyuta gelmesini engeller.

Haberin Devamı »



© 2010 - Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım - Tum Haklari Saklidir.


İdealdiyet.com diyet içeriği, ziyaretçileri bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz.. Diyetlere başlamadan önce bir diyetisyene danışmanız tavsiye edilir. Diyetlerin uygulanmasından meydana gelecek dolaylı yada dolaysız hiçbir problemde sitemiz sorumlu tutulamaz. Ayrıca site içeriğindeki zayıflama veya zayıflama ürünleri örneğin Lida, Fx15 gibi ürünler, özel diyetisyen ve zayıflama tavsiyeleri alakalı bilgiler sitelerin şahsına aittir. Tüm kullanıcılar siteye girdikleri andan itibaren bu uyarıyı okumuş ve kabul etmiş sayılırlar...
XML-Sitemap Health Directory TopOfBlogs TOPlist TOPlist
Sa?lyk ve Typ Google PageRank