Romantik müzik iştahı azdırır !
Ekim 11, 2009

EÄŸer siz de “Su içsem yarıyor” diyenlerdenseniz kaderinizi deÄŸiÅŸtirmek için kolları sıvayın; öncelikle kulaktan dolma öğrendiklerinizi ve arkadaÅŸlarınızın verdiÄŸi diyetleri unutup biraz kitap okuyun. ÖrneÄŸin Kapital Yayınları’ndan çıkan ‘Su İçsem Yarıyor’ kitabı tam size göre. Diyetisyen Sevinç AkdaÄŸ ile eÅŸi Emre AkdaÄŸ hazırlakları bu diyet rehberinde ÅŸiÅŸman olmanın bir ‘neden’ deÄŸil ‘sonuç’ olduÄŸu üzerinde duruyor.
DİYETLER NEDEN YARIM KALIYOR?
Ekim 11, 2009

Diyet yaparken motivasyonun en yüksek olduğu dönem ilk haftadır. Eğer diyete başlarken kişiye, ilerleyen haftalarda karşılaşacağı güçlükler tam olarak anlatılmazsa, her hafta motivasyonu azalır ve sonunda diyet yarım kalabilir.
Uzman Diyetisyen Dilara Koçaki Milliyet’te yazdı:
Rejime başlamadan önce
Temmuz 11, 2009

Kilo vermeye başlamadan önce diyetle ilgili gerçekleri bilmek, kabullenmek ve disiplinli olmak gerekiyor.
Diyet yapanlar genelde sonuca hemen ulaÅŸmak istediklerinden hata yapma durumunda kalabiliyorlar. Öncelikle diyete baÅŸlayanların kabul etmesi gereken bir konu var: seneler süren yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle bozulan metabolizmalarının bir veya iki ay gibi kısa sürede düzelmesinin imkansız olduÄŸu… Kilo vermekten çok elde edilen kiloyu korumak ve kiÅŸilerin su ile kas kaybı yerine yaÄŸ kaybetmeye yönelik diyetleri tercih etmeleri gerekiyor. Bu tür diyetler de istenen kalıcı ve baÅŸarılı sonuçlara ulaşılmasını saÄŸlıyor.
Bilimsel anlamda ‘obezite’ ciltteki yaÄŸ dokusunun normalin üzerine çıkması halidir. Dolayısıyla bu hastalığın tedavisi yaÄŸ dokusunun normal sınırlar içine girmesi durumudur. Kilolarından ÅŸikayetçi kiÅŸiler çoÄŸunlukla diyet sürecinde, kısa sürede yüksek miktarda kilo veriyor ancak yaÄŸ kaybetmiyor, su ve kas dokusunu kullanıyorlar. Böylece tedavi olmak yerine vücutlarına zarar veriyorlar.
Kilo verme süreci sistemli ve uzun soluklu bir dönemdir. Multidisipliner yaklaşımın hakim olduğu, birçok tıbbi bölümün ekip mantığıyla biraraya gelerek tedaviyi desteklediği bir diyet programı kişiyi istediği kiloya ulaştıracak ve hayatı boyunca uygulayabileceği yeme düzenine kavuşturacaktır.
Zayıflamak isteyen kiÅŸi hastaneye baÅŸvurduÄŸunda ilk olarak çeÅŸitli testlerle vücuttaki yaÄŸ oranı ve hormon dengesi ölçümlenir. Diyetisyen kontrolünde bir hedef belirlenir ve kiÅŸinin yeme alışkanlıkları, hastalıkları, yaşı, cinsiyeti doÄŸrultusunda bir planlama yapılır. KiÅŸi, önerilen egzersizler için Fizik Tedavi’den, psikolojik destek gerekiyorsa Psikiyatri Bölümü’nden, hormonal ÅŸiÅŸmanlama söz konusuysa Endokrinoloji’den, lipid tablosu yüksekse Kardiyoloji’den destek alabilir. Bu departmanların iÅŸbirliÄŸiyle saÄŸlıklı diyet için gerekli olan multidisipliner tedavi ve yaklaşım saÄŸlanmış olur.
İdeal kilo hesabınız için
Temmuz 9, 2009

Kilo vermeye başlamadan önce hesaplayacağınız ideal kilo, basen oranı, metabolizma hızı gibi ölçümlerin formülleri…
Beden Kitle İndeksi (BKİ) hesaplaması ile vücudunuzun ideal kilosunu bulabilir, nabzınızı ölçerek ne kadar spor yaparak yağ yakmanız gerektiğini bulabilirsiniz.
İşte vücudumuz için gerekli hesaplar, ölçümler ve formülleri…
İdeal kilonuz
Beden Kitle İndeksi, boyunuzu kilonuzla oranlar ve kilo vermek durumunda olup olmadığınızı anlamanıza yardımcı olur. BKİ hesabını yapmak için öncelikle boyunuzu metre cinsinden ölçün. Ardından karesini alın. Kilogram cinsinden ağırlığınızı bu rakama bölün. Çıkan sonuca göre:
BKİ (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)
18,5 altı: normalin altında kilolu
18,5 – 24,9: normal kilolu
25 – 29,9: kilolu
30 üzeri: obez
BKİ’niz 30’un ne kadar üzerindeyse, sağlığınız risk altında demektir.
Basen oranı
Bel ölçünüzü kalça ölçünüze bölerek basen oranınızı hesaplayabilirsiniz.
Kadınlar için 0,80’in üzeri, erkekler için ise 0,95’in üzeri sağlık sorunlarıyla karşılaşma ve hastalığa yakalanma riskini arttırdığı anlamına gelir. Kilo vererek ise bu sağlık problemlerini azaltıyor olacaksınız.
Nabız ölçümü
Nabız, uyguladığınız egzersiz sırasında ne derece rahat olduğunuzu gösteren bir ölçüdür. Yeni başlayanlar, maksimum nabız atışının yüzde 50’sini hedeflemeli, bunu yavaş yavaş artırarak yüzde 85’e çıkarmalılar.


