Anne-Çocuk

Bebek emzirilirken nasıl tutulur ?

Temmuz 27, 2010

bebek emzirme 150x150 Bebek emzirilirken nasıl tutulur ?

Sevgili yeni olmuş ve heycanlı anneciklerimiz. Sizlerden bazılarınız bebeğinizi emzirirken nasıl tutacağınızdan haberdar değilsiniz. Bu sebepden ötürü sizlere bir takım bilgiler vereceğim ve çocugu emzirirken nasıl tutulması gerektiğinden haberdar olacaksınız.

Bebeğimizi Emzirirken Dikkat Etmemiz Gerekenler.
Bebeğin rahatça emebilmesi çin sizin rahat olmanız gerekir. Emzirmeye başlamadan önce kendi hazırlıklarınızı tamamlayın.

Ellerinizi yıkayın. Rahat bir koltuğa geçin. Gerekirse kolununun altına ve sırtınıza destek için yastık kullanın.

Sizi gereksiz yere meşgul edecek ayrıntılardan kendinizi soyutlayın.

Bebeğin başı vücudu ile aynı doğru da olmalı. Bebeğiniz bu pozisyondayken emzirmeye başlamalısınız.

Bebeğin yüzü doğrudan memeye bakmalı, burnu meme başı hizasında durmalı.

Bebeğin karnı ve sizin karnınız birbirine yaslanmalı.

Bebeğin başından memeye bastırılmamalı, omuzlarından memeye doğru destek verilmeli.

Anne gerekirse sırtına ya da kolunun altına destek yapmalı. Böylece uzun sürecek emzirme sırasında oluşabilecek ağrılardan dolayı emzirme yarım bırakılmamalı.

Bebeğinizin başını elle tutmak yerine dirseğinizin içine yerleştirin.

Bebeğinizin sırtını kolunuzla omuriliği boyunca destekleyerek, elinizle poposundan taşıyın.

Başparmağınız memenizin üstünde olmalı. Meme ucu ile bebeğin dudaklarına dokunabilecek
mesafede olmalı. Ancak parmaklarınız bebeğin mene ucunu bulmasını engellememeli.

Bebeğiniz ağzını genişçe açtığında ilk önce alt dudağı meme ucuna gelecek şekilde seri bir şekilde aşağıdan yukarı doğru meme ucuna yaklaştırın.

Bebek ağzıyla sadece meme ucunu değil çevresindeki halkayı kavramalı.

Bebek memeyi iyi şekilde tuttuğunda alt dudağı kıvrıktır ve çenesi memeye dayalıdır.

Doğru emişte emmeye bağlı olarak bebeğin şakakları ve kulakları oynar.

İlk günlerde süt üretiminin artması için her emzirişte iki göğsün de verilmesi önerilir. Daha sonraki günlerde bir göğsün tam olarak boşalabilmesi için her seferde tek göğsün emzirilmesi önerilir.

6 ay emzirmenin faydaları nelerden oluşur ?

Temmuz 6, 2010

emzirme11 300x2241 6 ay emzirmenin faydaları nelerden oluşur ?

Araştırmalarıma göre; ülkemizdeki annelerin sadece yüzde 2’si 6 ay boyunca emzirdirdiğini belirtiyorlar. Dün­ya Sağlık Örgütü (WHO), bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmesini sağlıklı yaşam için şart koştuğunu syöelyebilirim. Buna karşın ülkemizde hala ilk 6 ayda anne sütüyle beslenen bebek oranı yüzde 2. Her yıl ekim ayının ilk haftasında WHO, “Dün­ya Emzirme Haftası’nı kutluyor. Hafta boyunca anne sütünün bebek için ne kadar yararlı olduğu, çeşitli etkinlikler düzenlenerek anlatılmaya çalı­şılıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan bil­giler arasında en acı verici olanı ise, her yıl isha­le yakalanan 3 bin 500 bebeğin yeterince anne sütü almadığı için Ölüyor olması.

trans 6 ay emzirmenin faydaları nelerden oluşur ?

ülkemizde emzirmeyi teşvik etmek amacıyla kurulan Piyon Emzirme Çözümleri kurucusu Ar­zu üstündağ, 1980′li yıllardan itibaren bebeğini emziren anne sayısının giderek azaldığını belirt­ti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sadece 200 anneden birinde gerçekten süt salgılama so­rununun olduğunu ifade eden uzmanlar,
“Annelerimizin asıl sorunu kaygı. Bebeğin aç kaldığı kaygısı, annede süt üretimini sağlayan oksitosin hormonunun durmasına neden oluyor. Böylelikle anneler emzirmekten vazgeçebiliyor” diye konuştu.

İlk 6 ayda emziren anne oranı
(ÜNICEF İSTATİSTİKLERİ)
TÜRKİYE – %2
ARNAVUTLUK – %6
CEZAYİR – %13
ERMENİSTAN – %30
MISIR – %57
HIRTAVİSTAN – %23
NEPAL – %69
FİLİPİNLER – %37
MAKEDONYA – %37
DOĞU AVRUPA – %9
ABD – %8

Gebelik sonrası formda kalmak ister misiniz ?

Temmuz 5, 2010

gebelikte spor egzersiz  Gebelik sonrası formda kalmak ister misiniz ?

Doğum sonu yapacağınız hafif hareketlerle en erken üç ay sonra eski formunuza dönebilirsiniz
Sezaryenle doğum yapanlar ise karın hareketlerine iki ay sonra başlamaları gerekmektedir.

Aşağıdaki hareketleri her gün giderek artan sayıda tekrarlarsanız bedeniniz belirli bir forma ulaşacaktır. Ama hiç bir hareket için kendinizi zorlamayın. Yeterince istirahat ettikten ve bedeniniz gerekli güce eriştikten sonra daha önce rahatlıkla yapamadığınız beden hareketlerini yeniden deneyebilirsiniz.

1. İlk günlerde her saat başı ayak bileğini öne ve arkaya doğru bükerek kan dolaşımınızı kolaylaştırın.

2. Yine ilk günlerde dizleriniz bükük halde sırtüstü yere yatarak nefes alırken bütün gücünüzle karnınızı içeriye çekin ve 10’a kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.

3. İlk haftanın sonunda: Sırtüstü uzanın, dizlerinizi bükün ve ayak tabanlarınızı yere basın. İdrar tutar gibi kaslarınızı sıkın ve içinize doğru çekin. Bu halde kalın ve 10’a kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.

4. İkinci haftanın sonunda: Sırt üstü yatıp dizlerinizi bükün. Ayaklarınız yerdeyken kollarınızı karnınızda kavuşturun ve ellerinizle karnınızı itin. Başınız ve omuzlarınızla vücudunuzu kaldırmaya çalışın. 10’a kadar sayıp rahatlayın. Tekrar yapın.

Haberin Devamı »

Hamilelik öncesi rejim nasıl yapılır ?

Temmuz 5, 2010

hamilelik öncesi

Beslenme, yaşamımızın her dönemini etkilediği gibi hamileliği planladığınız andan itibaren sadece sizin değil dünyaya getirdiğiniz bebeğinde yaşamını etkilemektedir.

Planlı bir hamilelikte öncelikli olarak yapmanız gerekenlerden biri kilo fazlalığınız var mı, varsa kendiniz ve bebeğinizin sağlığı için sağlıklı beslenerek yavaş kilo vermenizdir.

Çünkü hamilelik öncesi hızlı kilo kaybı kesinlikle önerilmez. Sizin ve bebeğinizin sağlıklı gelişimi için depolarınızı dolu tutacak şekilde yavaş kilo verip, dengeli beslenme prensipleri çerçevesinde uygun ağırlıkta hamileliğe başlamak önemlidir.

Gebeliğe fazla kiloyla başlandıysa, ilk üç ay alınan kaloriyi artırmaya gerek yoktur. Bu üç ayda kilo almamak anne ve bebeğe sorun yaratmaz. Ancak ağırlık kaybına ne den olacak şekilde davranmak uygun değildir. Eğer vücut ağırlığındaki artışı uygun olmayan şekilde sınırlandırırsanız. Bebeğinizin düşük doğum ağırlığında doğmasına, yeterli olarak gelişimini tamamlayamamasına neden olabilirsiniz.

Bebek anne rahminde annenin yedikleriyle beslenir, büyür ve gelişir. Gebelik sürecince sağlıklı bir bebeğin gelişimini sağlamak için besin gereksinimi artmaktadır. Bu nedenle hamilelikte beslenme çok önemlidir ve anne adayı bu dönemde diyet yapmaktan kaçınmalıdır. Onun yerine yeterli ve dengeli beslenerek, fiziksel aktiviteyi uygun düzeyde tutarak hem bebeğin gelişimine katkıda bulur hem de sağlıklı ve rahat bir hamilelik geçirir.

trans Hamilelik öncesi rejim nasıl yapılır ? Haberin Devamı »

Emzirme önerileri

Temmuz 4, 2010

emzirme1 Emzirme önerileri

Emzirme; sadece fiziksel – biyolojik beslenme değil, aynı zamanda ruhsal bir beslenmedir. Bebekle anne arasında karşılıklı duygusal bir beslenme söz konusu olan bir durumdur.

0 – 2 aylık dönemde bebekler ihtiyaçlarının anında karşılanmasını isterler. İçgüdüseldir, acıkınca ağızlarını açıp memeyi ararlar. Bebek sadece aç olduğu için değil; annesinin kucağına gitmek için de ağlar. Kendini onun yanında güvende, rahat ve iyi hisseder.

Emzirme; sadece fiziksel – biyolojik beslenme değil, aynı zamanda ruhsal bir beslenmedir. Bebekle anne arasında karşılıklı duygusal bir beslenme söz konusudur. Emme sırasında anneyle bebek arasında duygusal bir alışveriş olur. Anne sütüyle beslemek, bebekle anne arasındaki psikolojik bağı güçlendirir. Bebeğinizi ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamak ve bebeğinizle birlikte aynı odayı paylaşmak; bebeğinizle aranızda bir bağ oluşmasını sağlar. Sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.

En önemlisi anne ile bebek birbirlerinin sıcaklığını ve sevgilerini daha yakından hissederler. Bedensel temas ilk aylarda çok önemlidir. Bedensel temas; annenin kalp ritmi, teninin dokusu ve kokusu, sıcaklığı bebeğin yatışmasına, sakinlemesine ve kendini güvende hissetmesine yarar. Bebeğini kucağında tutan annenin sıcaklığı, gülümsemesi, rahatlığı ve gücü bebeğin rahatlamasına yardımcı olur.

Haberin Devamı »

Annelere bebekleri için rehber bizde

Temmuz 4, 2010

anne ve bebeği

Bebekler büyürken anneler birçok sorunla karşı karşıya kalırlar. Bu sorunlar, özellikle ilk anneliklerde yanlış anlamaya ya da paniğe neden olabilir. Çocuğunuza daha iyi bakmak istiyorsanız, önce onu anlamalısınız…

İşte anneler için bebeklerini anlama rehberi:

1- Anne üşütünce kendi karnı ağrır, bebeğe bir şey olmaz!
Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bu durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.

2- Anne gazlı içecek tüketirse bebekte gaz olmaz
Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkânsızdır. Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler, annede gaz yapabilir. Ancak bu gazın da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir.

3-Yeşil kaka yapıyorsa araştırmak gerekir
Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur.

trans Annelere bebekleri için rehber bizde

4- Anne strese girince sütü de etkilenir
Bilimsel olarak süt salgısını artırdığı kanıtlanmış özel bir gıda ne yazık ki yok. Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye olan arzu ve inancı, normal doğum sonrası en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi.

5- Tırnak kesmek için kırkının çıkmasını beklemeyin
Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir, bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur.

6- Hava sıkışınca hıçkırık olur
Bebeğin hıçkırmasının nedeni midede sıkışıp kalan bir hava cebininin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi çıkıncaya kadar hıçkırık sürer.

7- Göz yaşarması, göz zarının tahriş olması demektir
Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur.

Haberin Devamı »

Doğum kontrol hapları hakkında bilmediğiniz bilgiler

Temmuz 3, 2010

doğumkontrol hapları

Doğum kontrol hapları içerisinde bulunan hormonlar dışarıdan verildiği için vücudun hormon kontrolünü ele geçirerek yumurtalıklarda yumurtlama olmasını engelleyenler arasında yer alıyor.

Doğum kontrol hapları nedir?

Doğum kontrol hapları, östrojen ve progesteron içeren hormon haplarıdır. Yüksek etkinlik ve düşük yan etki nedeni ile sıkça tercih edilen bir korunma yöntemidir.

Doğum kontrol hapları nasıl korur?

Hamilelik kadın yuurtalıklarında üretilen yumurta ile erkek sperm hücresinin birleşip döllenerek rahim içine yerleşmesi sonucunda meyana gelir. Doğum kontrol hapları içerisinde bulunan hormonlar dışarıdan verildiği için vücudun hormon kontrolünü ele geçirerek yumurtalıklardan yumurtlama olmasını engellemektedir. Böylece spermin dölleyebileceği yumurta olmadığından hamilelik meydana gelememektedir.

Doğum kontrol haplarının güvenirliliği ne kadardır?

Doğru kullanıldığında doğum kontrol haplarının hamilelikten koruma oranı %100’e yakındır. Günümüzde mevcut geriye dönülebilir (bırakıldığında yumurtlama geri döner ve hamile kalınabilir) korunma yöntemleri içerisinde en etkili yöntemlerden biridir.

trans Doğum kontrol hapları hakkında bilmediğiniz bilgilerDoğum kontrol haplarını kimler kullanabilir?

Bazı özel durumlar dışında tüm kadınlar doğum kontrol hapı kullanabilir. Özellikle 40 yaş altı kadınlar, henüz çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlar, adet düzensizliği veya adetleri ağrlı olan kadınlarda ilk seçenektir.

Doğum kontrol haplarının hamileliği önlemek dışında ne gibi yararları vardır?

Doğum kontrol haplarının doğum kontrolü dışında da kullanım alanları mevcuttur. Adet düzensizliği, hapların çok sık kullanıldığı durumlardan biridir. Düzensizliğin yarattığı sıkıntıları ortadan kaldırdığı gibi adet kanamasının başlayacağı zamanı bilmek de kadınları rahatlatmaktadır.

Bazı fonksiyonel yumurtalık kistlerinin tedaviside dönemsel uygulamalar yapılabilmektedir. Bu hapların kullanımı ile adet dönemi sancılarında ve özellikle adet öncesi dönemde yaşanan gerginlikte belirgin azalma olduğu saptanmıştır. Kısırlığın sebeplerinden biri olarak sayılan rahim, yumurtalık ve tüpleri içine alan iltihabi durumlara karşı doğum kontrol haplarının koruyucu etkisi olduğu bilinmektedir.
Ayrıca çeşitli araştırmalar doğum kontrol hapı kullanımı ile dış gebelik oluşma riskinin azaldığını ve yumurtalık ile rahim kanserinin daha az görüldüğünü ortaya koymuştur. Diğer bir kullanım alanı, endometriosiz denen rahimiçi dokunun rahim dışında bulunması durumunda uzun süreli tedavi ile gerileme sağlanabilmesidir. Sosyal açıdan bir avantajı da adetin erkene alınması veya daha ileri tarihe kaydırılması istenen durumlarda doktorunuza danışarak bunun sağlanabilmesidir.
Doğum kontrol hapı kullanımının bırakılması gereken durumlar nelerdir?

Özellikle haplar ilk kullanılmaya başlandığında ortaya çıkan bazı şikayetler veya durumlar hapların hemen bırakılmasını gerektirmektedir. Şiddetli baş ağrısı, migren nöbetleri, görme bozuklukları, göğüs ağrısı, şiddetli bacak ağrısı, ani sarılık gelişmesi gibi durumların yanı sıra ağır kazalar sonrası ve büyük ameliyatlar öncesinde ilaç kullanımına son verilmelidir.

Doğum kontrol hapı kullanımında beklenen ve kabul edilebilir yan etkiler nelerdir?

Özellikle hap kullanımının ilk aylarında lekelenme tarzında ara kanama beklenebilir. Bu durum birçok kadını rahatsız edebilir, ancak hapı bırakmayı gerektirmez. Bu kanamalar ilk 2-3 kutudan sonra kendiliğinden geçecektir. Geçmediği taktirde veya şiddetli bir kanama olması durumunda doktora başvurmak gerekmektedir. Aynı şekilde çok şiddetli olmayan mide bulantısı durumlarında hap kullanımına devam edilmelidir. Bazı kadınlarda kilo alma şikayeti olabilir. Bu da, daha düşük dozlu hapların kullanımı ile önlenebilir. Doğum kontrol hapları kullanıldıkları sürece adet kanamasının miktarını ve süresini azaltacaktır.

Doğum kontrol hapları hangi durumlarda kullanılmamalıdır?

• Gebelik veya gebelik şüphesi olanlar
• Önceden geçirilmiş veya mevcut damar tıkanıklıkları olanlar
• Kontrolsüz yüksek tansiyon ve şeker hastalığı olanlar
• Ağır karaciğer hastalığı olanlar
• Özellikle hormon bağımlı kötü huylu tümörü olanlar
• Tanısı konmamış vaginal kanaması olanlar
• 35 yaş üzerinde olanlar ve sigara kullananlar doktor tavsiyesine göre hareket etmelidir.

Doğum kontrol hapları nasıl kullanılır?

İlk kullanılmaya başlanacağı zaman adetin başlaması beklenir. Adetin ilk günü bulunduğunuz güne denk düşen günün karşısındaki hapı içerek başlanır ve hergün mümkün olduğu kadar aynı saatte olmak üzere 21 gün alınır. Bu kutu bittiğinde son tabletten birkaç gün sonra adet kanaması başlayacaktır. Bir sonraki kutuya, adet kanamasına bakılmaksızın mutlaka son tabletten 7 gün sonra başlanır ve tekrar 21 gün devam edilir. Yani 21 gün ilaç, 7 gün ara. Hap kullanımı bırakılmak istendiğinde mevcut kutu bittikten sonra beklenen kanama olur ve 4-6 hafta sonra normal yumurtlamanın olduğu adet dönemleri geri döner.

Doğum kontrol hapı alımı unutulduğunda ne yapılır?

Hap alımının unutulması durumunda farkedildiği takdirde ilk 24 saat içinde alınmalı, sonrasındaki hap alınması gereken zamanda içilmelidir. Ancak üst üste 2 gün hap alımı unutulduğunda doğum kontrol hapının güvenirliği tam olmaz. Böyle bir durumda bir sonraki adet kanamasına kadar ek tedbirlerle korunmak gereklidir. Yani hap bir gün unutulduğunda ertesi gün 2 tane birden alınır, ancak 2 gün üst üste unutulursa koruyuculuk konusunda şüpheye düşülür.

Hamilelikte çalışmak doğru bir yöntem mi ?

Temmuz 3, 2010

hamilelikte3 300x169 Hamilelikte çalışmak doğru bir yöntem mi ?

Hamileyken çalışmak doğru mu? Ne zamana kadar çalışılmalı, iş hayatında nelere dikkat etmek gerekmektedir ?

Anne adayının çalıştığı işin doğmamış bebeği nasıl etkilediği sorusu özellikle bunca gebe kadının çalışmakta olduğu günümüzde önemli bir sorudur. Ne yazık ki bunun kesin bir yanıtı yok. Hepimiz işinden doğruca doğum yapmaya giden ve çok sağlıklı bebekler doğuran kadınlar tanırız. Zorlu bir alanda ihtisas yapan gebe hekimler üzerinde yapılan bir çalışma, haftada 65 saat ayakta kalan bu kadınlardaki gebelik komplikasyonlarının erkek meslektaşlarının çok daha hafif çalışan eşlerininkinden farklı olmadığını gösterdi. Buna karşın, diğer çalışmalar gebeliğin ikinci yarısında sürekli gergin bir işte çalışmanın veya uzun süre ayakta kalmanın annede yüksek kan bancı riskini arttırabileceğini ve plasentaya zarar vererek düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğumuna neden olabileceğini öne sürüyorlar. Bazı çalışmalar, evde bakacak başka çocukları da olan gebe kadınlar için 28. haftadan sonra işe devam etmenin komplikasyon riskini artırdığını göstermekte.

İşte ayakta durması gereken kadınlar satıcılar, aşçılar, polisler, garsonlar, hekimler, hemşireler vb. 28. haftadan sonra çalışmalı mı? Açık ki, bu soruya kesin bir yanıt vermek için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Amerikan Tip Birliği, günde dört saatten fazla ayakta kalması gereken kadınların 24. haftadan sonra, ve her bir saatin yarım saatinde ayakta kalması gereken kadınların, 32. haftadan sonra işi bırakmalarını öneriyor. Ancak, birçok hekim bunun çok katı olduğunu düşünüyor ve kendini iyi hisseden kadınların daha uzun çalışmalarına izin veriyorlar. Bununla birlikte, doğuruncaya kadar işi sürdürmek iyi bir fikir olmayabilir, çünkü bebeğe gelebileceği varsayılan zararların ötesinde, annede sırt ağrısı, varisler ve basur gibi gebelik komplikasyonları da artacaktır.

trans Hamilelikte çalışmak doğru bir yöntem mi ?Araştırmalar, gebeliği sırasında çok az kilo alan zayıf kadınların dışarıda çalışmaları durumunda küçük bebek doğurma olasılığının daha yüksek olduğunu, bu nedenle de böyle zayıf kadınların gerçekten yeterli kiloyu alamıyorlarsa (kilo almak bu sorunun çözümü olabilir), mümkünse geçici olarak işi bırakmalarının, ya da en azından çalışma saatlerini azaltmanın iyi bir fikir olacağını gösteriyor.

Bazı uzmanlar, kadınların ağır kaldırma, çekme, itme, tırmanma (merdiven, direk vs.) ya da eğilme gibi hareketler gerektiren işleri, iş yoğunsa 20. haftadan, daha az yoğunsa 28. haftadan sonra bırakmalarını öneriyorlar. Sık sık vardiya değişimi gerektiren (iştah ve uyku düzenini bozan ve yorgunluğu artıran) işleri; baş ağrısı, sırt ağrısı veya yorgunluk gibi gebelik komplikasyonlarını azdıran işleri; ya da düşme veya kaza riskini artıran işleri daha erken dönemde bırakmak da iyi bir fikir olabilir.

Diğer yandan, olasılıkla bebeğinize bir zarar gelmeden, aşırı gerilimli olmayan sakin bir iş sizin için aslında evde süpürgeyle başbaşa kalmaktan daha az stresli olabilir. İş sırasında veya iş dışında günde masa başı bir işten doğumhaneye gidebilirsiniz bir iki saat yürümek zararlı değil aksine yararlı olabilir (yürürken ağır bir yük taşımamanız koşuluyla).

İşinizi ne zamana kadar sürdürürseniz sürdürün, gebelik sırasında bedensel iş gerginliğini azaltmanın yolları vardır:

•Korseli çorap giyin.
•Uzun süre ayakta kalıyorsanız, sırtınıza yüklenen basıncı azaltmak için bir ayağınız alçak bir taburenin üzerinde, diziniz bükülmüş olarak durun.
•Sık sık mola verin. Oturuyorsanız ayağa kalkın ve gezinin; ayakta kalmışsanız oturun ve ayaklarınızı yukarı kaldırın. Özellikle sırtınız ve bacaklarınız için gerinme egzersizleri yapın.
•Çalışmadığınız zamanlarda bol bol dinlenin; koşu, tenis, dağcılık gibi zorlu etkinliklerinizi azaltın. İşiniz ne kadar ağırsa diğer etkinlikleri azaltma gereği de o kadar artar.
•Öğle tatilinde mümkünse sol yana yatarak dinlenin. Geceleri solunuza yatın.
•Mümkün olduğunda masanızda bacaklarınızı yukarıda tutun (bir tabure veya kutu üzerinde).
•Bedeninizin sesini dinleyin. Kendinizi yorgun hissediyorsanız hızınızı azaltın; bitkinseniz eve erken gidin.
•Sigara dumanı olan yerlerden uzak durun; duman bebeğiniz için kötü olmasının yanı sıra yorgunluğunuzu da artırabilir.
•Aşırı sıcak veya soğuktan kaçının.
•Zararlı duman ve kimyasal maddelerden uzak durun.
•Bir şey kaldırmanız gerektiğinde sırtınıza zarar vermemek için uygun şekilde kaldırın ve normalde kaldırdığınız ağırlığı en az yüzde 25 azaltın.
•En az iki saatte bir tuvaletinizi yapın.
•İşiniz ayakta durmanızı veya yürümenizi gerektiriyorsa, mümkünse çalışma saatlerinizi azaltın ve ayaklarınız yukarıya gelecek şekilde dinlenme veya uyku saatlerinizi artırın.
•Hiçbir işin bebeğiniz kadar önemli olmadığını unutmayın. Başka işlerin her gün her öğün yemek yemenizi aksatmasına izin vermeyin. (İşyerinizde de atıştırmak için bol miktarda besleyici gıdalar bulundurun veya her gün taze yiyecekler getirin.)

Çocuklarda konuşma problemi tedavisi

Temmuz 3, 2010

qnyeyulhu1d 300x169 Çocuklarda konuşma problemi tedavisi

Çocuğun psikososyal gelişimini oldukça etkileyen konuşma problemlerinin nedenleri ve alınabilecek önlemleri sizlerle paylaşacağız.

Konuşma ve dil gelişimi iletişim ve sosyal hayat açısından çok önemli. Çünkü insanlar iletişim araçları ile kendini ifade eder ve hayatını devam ettirir. Dolayısıyla konuşma ve iletişimin eksik kaldığı bir hayatta birçok sıkıntı doğacaktır.

Çocuk ilk doğduğu günden beri sürekli olarak psikososyal gelişim süreci içerisindedir. Dil gelişimi de belli ölçüde doğumdan itibaren gelişmeye başlar. En ideal olanı çocuğun yaşına uygun konuşma becerisine sahip olması ve bu yönde herhangi bir gelişimsel bir sıkıntı yaşanmamasıdır. Çocuğun zamanında konuşması, psikososyal gelişimin aşamalarının düzenli olması, çocuğun sosyal ilişkilerinin ve gelişiminin normal olması, zeka ve öğrenme kapasitesinin normal seviyeye gelmesi, ulaşması gereken gelişimsel dönemlere varması için önemlidir.

Genelde bütün çocukların konuşması ve dil gelişiminin olması için yapısal olarak sinir sistemi, sinir sistemi ile dil kasları arası yollar, ağız – damak – dudak – diş yapısının doğuştan normal olması gerekmektedir. Bunlardaki herhangi bir doğumsal sıkıntı ve eksiklik veya sonradan oluşabilecek bozukluk, çocuğun konuşmasını negatif yönde etkileyecektir.

Konuşmanın gelişme süreçleri
Çocuklar genelde ilk altı ayında yavaş yavaş heceleri çıkarmaya başlar, 12 aydan itibaren kelimeleri dile getirmeye başlar, 18 aydan itibaren de cümle kurmaya başlar. Bu gelişim dönemlerinin çok gerisinde kalan çocukların genel olarak konuşma yönünden incelenmesi gereklidir. Çünkü gözden kaçırılacak bir durum çocuğun iletişim sorununa ikincil olarak, normal zeka gelişimini, sosyal gelişimini kötü yönde etkileyecektir.

trans Çocuklarda konuşma problemi tedavisiBu arada bazı çocuklar hiçbir problemi olmadığı halde geç konuşmaya başlamakta ve konuşma geç olmaktadır. Buarad anne babanın yapması gereken, belli bir dönem bekledikten sonra hala konuşmayan çocuklar için gerekli incelemeleri sağlamak olacaktır.

Konuşma problemlerinin nedenleri
Konuşmaya negatif etki eden, yani geç konuşmaya neden olan ya da istenen konuşma seviyesini engelleyen durumlar nelerdir? Bunun en sık karşılaşılan nedenleri arasında zeka sorunları yer alır. Zeka olarak yaşıtlarına göre geri olan çocuklar, yaşıtlarından daha geç konuşmaya başlayacaklardır.

İşitme sorunu olan çocuklar dış dünyadan hiç bir ses işitmedikleri ve uyaran almadıkları için konuşma sorunu onlarda da yoğun bir şekilde olacaktır. Çocuğun konuşma mekanizmasının ve yeteneğinin gelişmesi için dış dünyadan ses olarak uyarı alması, bunları algılaması, yorumlaması, ayırt etmesi ve bunun sonucunda ona benzer sesleri çıkartması süreci gereklidir

Konuşmaya negatif etki edecek diğer bir durum ise çocuğun görme sorunu olmasıdır. Bu durum işitme sorunu kadar probleme yol açmasa da çocuğun etrafında olup bitenleri görmesi, nesneleri tanıması, isimlerini öğrenmesi, diğer çocuklara uyum sağlaması açısından, görme özrünün olması konuşma açısından sorun olabilmektedir.

Bir başka neden olarak sık havale ve epilepsi geçiren çocukları örnek olarak verebiliriz . Bazı çocuklar normal konuşmaya başladıkları halde, hatta bazı cümleler kurmalarına karşın geçirdikleri havaleler ve epileptik nöbetler çocukların beynindeki işitme merkezi veya ilgili bölümlerde zarara yol açarak , konuşma açısından ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle anne babaların çocuklarının havale geçirmesini engellemeleri önemlidir. Bu durumu olan çocuklarda EEG (elektroensefalografi) çekilerek kolaylıkla havale ye bağlı sorunlar tespit edilebilir.

Bir diğer neden olarak kendi halinde olan, çok fazla uyarı almayan çocuklarda, geç konuşma ve iletişim sorunları olabilmektedir. Çocuğun doğduğu andan itibaren insanlar arasında olması, onunla konuşulması, sevilmesi, oyun oynanması onun gerekli çevresel uyarıları alarak konuşmasını hızlandıracaktır. Diğer yandan etrafında fazla insan bulamayan, kendi halinde kalan çocuklarda bu gelişim geri olabilmektedir.

Yukarıda bahsedilen soruna paralel olarak özellikle 0-3 yaşta izlenen televizyona bağlı olarak çocuklarda dış dünyadan kopma, kendi halinde olma eğilimi, insanlardan ve insanlar arası ilişkilerden uzaklaşma, nesneler ile daha fazla ilgilenme, duygusal alışverişten vazgeçme, konuşmama, yaşıtları ile ilgilenmeme, seslenince bakmama gibi bir durumun olduğu bir psikiyatrik tablo gelişebilir. Buna bağlı olarak çocukların konuşması gelişmez veya geliştikten sonra gerileyebilir.

Ayrıca evde konuşulan dilin niteliğinin bozuk olması, model olacak kişilerin azlığı, yanlış öğrenmeler ve alışkanlıklar, uyum problemleri, içe kapanıklık, kaza ya da benzeri şoklar, dilin sürekli tartışma aracı olarak kullanıldığı huzursuz ortamlar gibi durumlar da konuşma sıkıntılarının yaşanmasına neden olur. Tüm bunların yanı sıra düzenleme bozuklukları, yaygın gelişimsel gerilikler, kronik depresyon, çocukluk çağı psikozları gibi birçok hastalıkta ve çok merkezi sinir sistemini tutan hastalıklarda konuşma sorunları yaşanmaktadır.

Çocuğun konuşma gelişimini hızlandırmak için yapılması gerekenler

•Çocuğa sevgi ve huzur dolu bir aile ortamı hazırlamak
•Daha ilk hece ve sesleri çıkartmaya başladığında söylediği sesleri ona tekrarlatmak
•Çocuk ile ilgilenmek ve sevildiğini hissettirmek
•Çocuğun bedensel ihtiyaçlarına (yemek, uyku, koruma, vb) cevap vermek
•Çocuk ile yaşı ne olursa olsun sık sık konuşmaya çalışmak
•Yaşına uygun bir şekilde onun ile oyun oynamak
•Çocuk ile birlikte vakit geçirmek
•Onun dengeli ve çeşitli beslenmesini sağlamak
•Onun kendi haline kalmasına izin vermemek
•Mümkün olduğunca yaşıtları ile birlikte oyun oynamasını sağlamak
•İnsanlar arasında sık sık bulundurmak
•Ona hikaye masal anlatmak, ninni söylemek
•Onun size gönderdiği konuşma ve ses mesajlarına cevap vermek
•Bir nesneyi eline aldığında onun ile ilgili ona bir şeyler anlatmak
•Televizyon karşısında çok uzun süre kalmasını engellemek (0-4 yaş)
•Onunla konuşurken ses tonunu iyi ayarlamak
•Konuşurken cümleleri kısa ve basit tutmak
•Onun işaret ile gösterdiği istekleri onunla konuşarak yönlendirmek, anlatmasını sağlamak (yaşına uygun olarak)
•Onun fikirlerine değer vermek onun ile sık sık dertleşmek (yaşına uygun olarak)
•Onun kendine güvenini artırmak
•Onun sık sık sosyal ortamlarda bulunmasını sağlamak
•Kalabalık içinde onun konuşmasını teşvik etmek
•Çeşitli parmak oyunları oynamak (anaokullarında oldukça sık kullanılır.)
•O konuştuğunda onu cesaretlendirmek, teşvik etmek
•Onun yaşına uygun bir eğitim almasını sağlamak
•Günlük belli bir zaman ayırarak resimler üzerinde bol bol konuşmak
•Ondan yaşına uygun olarak hikaye, masal anlatmasını istemek
•Konuşma zorlukları gördüğünüzde onun dikkatini konuşma zorlukları üzerine çekmemek

Emzirme sorunlarına öneriler

Haziran 29, 2010

emzirme 300x169 Emzirme sorunlarına öneriler

Bebeğiniz emmiyorsa, sütünüz azsa veya süt gelmiyorsa yapmanız gereken tüm incelikleri bu yazımızda bulabileceksiniz..

Normal veya sezaryen, doğum şekli ne olursa olsun, emzirmeye doğumdan hemen sonra başlanmalıdır. Çünkü saatler süren doğum sonrası, bebek yorgundur ve acıkmıştır.

Her hamile kadının vücudunda, hamilelik süresinde bebeğini emzirebilmesi için gerekli değişimler olmaktadır. Bu yüzden her anne emzirme yeteneğine sahiptir. Ancak, yine de doğum koşulları, annenin ve bebeğin sağlık durumu, sütün az gelmesi, emzirme konusundaki tecrübesizlik gibi nedenlerden dolayı pek çok yeni anne emzirme sorunlarıyla karşılaşır.

Yeni doğan bebeğin emmemesi veya annenin sütünüzün az gelmesi durumunda alınabilecek önlemler vardır:

Bebek emmez ise…
Yeni doğan bebeğin emmeyişi ya rahimde yeterince gelişmediğinden ya da erken doğmasındandır. Her iki durumda da bebek zayıftır. Dudak kasları memeden süt emecek güçte değildir. Bebek aç olduğu halde ememez. Anne gerçek sebebi bilmediğinden telaşa kapılır ve üzülür. Eğer günlerce bebeğin emmesini bekleyecek olursa maalesef sütü kesilir.

Haberin Devamı »



© 2010 - Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım - Tum Haklari Saklidir.


İdealdiyet.com diyet içeriği, ziyaretçileri bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz.. Diyetlere başlamadan önce bir diyetisyene danışmanız tavsiye edilir. Diyetlerin uygulanmasından meydana gelecek dolaylı yada dolaysız hiçbir problemde sitemiz sorumlu tutulamaz. Ayrıca site içeriğindeki zayıflama veya zayıflama ürünleri örneğin Lida, Fx15 gibi ürünler, özel diyetisyen ve zayıflama tavsiyeleri alakalı bilgiler sitelerin şahsına aittir. Tüm kullanıcılar siteye girdikleri andan itibaren bu uyarıyı okumuş ve kabul etmiş sayılırlar...
XML-Sitemap Health Directory TopOfBlogs TOPlist TOPlist
Sa?lyk ve Typ Google PageRank